La Fontaine Masalları

Dünyaca ünlü fabl yazarı La Fontaine'nin nam-ı diğer la fonten'in masallarını sitemizde okuyabilirsiniz.
La Fontaine Masalları

Keloğlan Masalları

Keloğlan masalları okuyucularıyla buluşuyor. Sitemizde Keloğlan'ın tüm masallarını okuyabilirsiniz.
Keloğlan masalları

Ezop Masalları

Dünyaca ünlü fabl hikaye yazarı Ezop'un tüm ezop masallarını sitemizde ücretsiz bulabilir, okuyabilirsiniz.
Ezop Masalları

Karagöz ve Hacivat İş Hastalığı Konuşması

karagoz_hacivat
Karagöz – Hacivat Konuşmaları

İş Hastalığı

(Hacivat, Karagöz’ün odasına gelmiştir.)

HACİVAT – Aman Karagöz’üm, büyük geçmiş olsun!

KARAGÖZ – Sağolasın Hacı Cavcav, hoş geldin!

HACİVAT – Efendim iş seyahatimden döner dönmez hastalanıp yattığını öğrendim. Hemen ziyaretine geldim.

KARAGÖZ – Ziyafetime mi geldin?

HACİVAT – Değil Karagöz’üm, yani seni görmeye geldim. Ateşin var mı?

KARAGÖZ – Sigara mı yakacaksın?…

HACİVAT – Ne sigarası canım! Yani koltuk altına bir cam boru koyup vücut sıcaklığına bakmadılar mı?

KARAGÖZ – Öyle söylesene, baktılar. Alnıma ıslak be koyup gittiler.

HACİVAT – Ateşin düşmüştür değil mi?

KARAGÖZ – Düştü de, yatak yanmasın diye söndürdüm.

HACİVAT – Canım şakayı bırak!… Neyin var?

KARAGÖZ – Köftehor, bilmiyor musun, dededen kalma tahta bir ev ile herkese borcum var.

HACİVAT – Allah iyiliğini versin, öyle değil!… Hastalığın adı nedir bilmiyor musun?

KARAGÖZ – Adını unuttum ama Hacı Cavcav, tehlike geçmiş de biraz daha yatacakmışım…

HACİVAT – Yaaa, demek ucuz kurtuldun…

KARAGÖZ – Hay hay, solucan kalmamıştı da ucuz kurt buldum.

HACİVAT – Neyse, bol bol dinlen Karagöz’üm!

KARAGÖZ – Köftehor, beni kötü yola düşürmeye mi geldin?

HACİVAT – Hayrola, ben şimdi sana ne söyledim?

KARAGÖZ – Pataklarım ha! “Bol bol dilen Karagöz’üm” dedin ya… Burada ayıp olmaz mı?

HACİVAT – Ah efendim dilen olur mu, dinlen diyorum. Tehlike geçtiğine göre kısa zamanda ayağa kalkarsın değil mi?

KARAGÖZ – Sen ayağa kalkmamı bırak da bana ne getirdin onu söyle bakalım?


HACİVAT – Şey… Telaş içinde unuttum Karagöz’üm!

KARAGÖZ – Talaş içinde un mu yuttun?

HACİVAT – Canım seni görmek için acele edince bir şey almayı akıl edemedim.

KARAGÖZ – Köftehor, öyleyse git de yeniden gel!

HACİVAT – Kusura bakma Karagöz’üm!

KARAGÖZ – Sizin evden çorba getirdiler. Tatlı ile pirzola da istedim.

HACİVAT – Aaaa!… Eve kolonya almıştım, sana bırakayım.

KARAGÖZ – İyi olur, karyolanın altına koy!

HACİVAT – Pekalâ Karagöz’üm!

KARAGÖZ – Dur dur, oraya koyma Hacı Cavcav!…

HACİVAT – Canım koydum bile… Aman, burası ne?… Karyolanın altı dükkân gibi dolu?…

KARAGÖZ – Şey, biliyorsun beni herkes çok seviyor da… Kimi yemek getiriyor, kimi de kolonya falan…

HACİVAT – Bana bak, bu işin içinde bir iş var değil mi?

KARAGÖZ – Şey Hacı Cavcav!… Şey işte…

HACİVAT -Sen hasta falan değilsin!

KARAGÖZ – Aman kimseye söyleme! Bırak da birkaç gün hem dinleneyim, hem de güzel yemekler yiyeyim.

HACİVAT – Pekalâ, karyolanın altında ki bu hediyeler ne olacak?

KARAGÖZ – Şey işte, oğlum da onları her gün bir hastahane kapısına götürüp satıyor.

HACİVAT – Allah iyiliğini versin! Bu yaptığın çok ayıp Karagöz’üm! “Geçmiş olsun!” a gelenler senin bu yaptığını bir öğrenirlerse…

KARAGÖZ – Kem küm, kem küm Hacı Cavcav!…

HACİVAT – … Bir daha gerçekten de hasta olsan sana inanıp kimse gelmez biliyor musun?

KARAGÖZ – Ne olacak şimdi?…

HACİVAT – Olan olmuş… Bu seferlik ben de kimseye söyleyemem ama hemen kalkıp giyin!

KARAGÖZ – Aman kimseye söyleme de, hemen giyiniyorum.

HACİVAT – Pekalâ, bir haftadır karyolanın altında biriken kolonyaları falan, ne yapıyorsun?

KARAGÖZ – Şey Hacı Cavcav, söyledim ya, oğlum hergün bir kutu götürüp bir hastahane kapısında satıyor. (Hacivat gider.)

Yorum yok

Yorum yaz