
Nilüfer Perisi ve Gölün Sırrı
Önyargıları yıkan, sevgi ve dostluk dolu bir çocuk masalı: Nilüfer Perisi. Nilüfer çiçeğinden doğan küçük bir perinin, orman halkına dış görünüşün ötesini görmeyi öğrettiği bu sürükleyici hikayeyi mutlaka okuyun. Çocuklar için eğitici ve huzur verici bir uyku öncesi masalı.
Bir varmış, bir yokmuş.. Günlerden bir gün, henüz güneş doğmadan, çiğ damlaları nilüfer çiçeklerinin üzerinde usul usul salınmaya başlamış. Çiğ damlaları oluştukça nilüferler daha da parlıyor, tomurcuklar yavaş yavaş açılıp yeni günü karşılamaya hazırlanıyormuş. Tomurcuklardan biri, diğerlerine göre daha yavaş açılıyormuş; tıpkı uykusundan uyanmak istemeyen nazlı bir bebek gibi… Yaprakları aralandıkça etrafa gökkuşağının tüm renkleri saçılıyor, gölün parlak gri suları mucizevi bir ışıkla aydınlanıyormuş.
Güneş, Nilüfer Perisi ile birlikte doğmuş. Nilüfer Perisi; günün ilk ışığı kadar mutlu, bir kar tanesi kadar zarif ve masummuş. Gözlerini açıp etrafındaki çam ormanlarıyla kaplı gölü görünce, bu hayata merhaba dediği için kendini çok şanslı hissetmiş. Tam o sırada kulağına eşsiz bir müzik gelmiş. Önce kurbağalar vokal yapmış, sonra çekirgeler zilleriyle, ağustos böcekleri ise kemanlarıyla onlara katılmış. Balıklar suyun içinde dans ederek bu dev orkestraya eşlik ediyormuş.
Nilüfer Perisi bu neşeli müzisyenleri hayranlıkla izlerken, gözleri ağustos böceğine takılmış. O an sanki dünya durmuş, sadece müziğin ve ormanın büyüleyici kokusu kalmış. Müziğin ritmi hafifçe bozulunca iki dost kendilerine gelip birbirlerine gülümsemişler. O gün birlikte ormanı gezmeye karar vermişler.
Uçarak ormanın derinliklerine ulaşmışlar. Ağaçlar göğe uzanıyor, her yer mis gibi çiçek kokuyormuş. Yavru bir sincap Periyi görünce sevinçle ellerini çırpmış, annesi ise onlara en güzel yemişlerini ikram etmiş. Ancak Nilüfer Perisi, bu mutluluğun altında bir şeylerin gizlendiğini fark etmiş. Herkesin yüzü gülüyormuş ama gözlerinde saklayamadıkları bir hüzün, bir çekince varmış. Periler kalp gözüyle bakınca gerçeği görmüşler: Orman halkı, ilerideki bataklıktan ve orada yaşayan Bataklık Perisi’nden korkuyormuş.
Nilüfer Perisi, “Haydi, bataklığa gidelim!” deyince herkes bir an duraksamış. İstemeyerek de olsa yola koyulmuşlar. Bataklığa vardıklarında, üstü başı çamur içinde bir peri onları karşılamış. Orman sakinleri fısıldaşmaya başlamış: “Ne kadar da kirli, kesin kalbi de kötüdür, sakın ona yaklaşmayın!” demişler. Oysa Bataklık Perisi onları gördüğü için o kadar mutluymuş ki, neşeyle çamurların içinde zıplayıp kahkahalar atıyormuş.
Nilüfer Perisi hiç tereddüt etmeden arkadaşının yanına gitmiş, onunla birlikte çamurlarda neşeyle oynamaya başlamış. Diğerleri hayretle onları izlerken, Peri sessizce Bataklık Perisi’ni göle davet etmiş. Gölün berrak sularında yıkanan Bataklık Perisi, çamurlarından arınınca dünyalar güzeli, ışıl ışıl bir peri olup çıkmış! Akşamki büyük şölende onu onur konuğu yapmışlar. Orman halkı, dış görünüşün ne kadar yanıltıcı olabileceğini ve önyargılarının onları nasıl yanılttığını o an anlamış. Artık bataklık korkulan bir yer değil, neşe dolu bir durak olmuş.
Güneş batmaya, gökyüzü turuncuya boyanmaya başladığında Nilüfer Perisi’nin kalbinde bir hüzün belirmiş. Çünkü o, güneşle gelmişti ve güneşle birlikte dinlenmeye çekilmesi gerekiyordu. Arkasında güzel bir iz bırakmak istiyordu. Bu gölde hiç “Göl İnsanları” olmadığını fark etmişti. Onlar gelirse, göl halkı hiç yalnız kalmaz, hep şarkılar söylerlerdi.
Hemen Göl Perisi’ni bulup isteğini anlatmış. Göl Perisi neşeyle asasını sallamış ve gölün derinliklerinden en güzel sesli Göl İnsanlarını çağırmış. Tam güneş ufukta kaybolurken, gölün dört bir yanından muhteşem şarkılar yükselmeye başlamış. Nilüfer Perisi artık huzurluymuş.
Yavaşça doğduğu nilüfer çiçeğinin kalbine yerleşmiş. Arkadaşlarına el sallayarak, “Üzülmeyin,” demiş. “Ben her gün güneşle yeniden doğan ışığın içindeyim. Sevgiyle konuşulan her sözde, edilen her dansta sizinle olacağım.”
Nilüferin taç yaprakları onu yumuşak bir yorgan gibi örtmüş. Nilüfer Perisi derin ve tatlı bir uykuya dalarken, göl insanlarının müziği tüm ormana huzur dağıtmaya devam etmiş. O günden sonra kimse yalnızlık ya da korku hissetmemiş; çünkü kalplerindeki sevgi, en karanlık bataklığı bile bir ışık bahçesine çevirmeye yetmiş.
Masaldan çıkarılacak ders: Bu masal; dış görünüşün yanıltıcı olduğunu ve asıl değerin kalpte gizlendiğini vurgulayarak önyargılardan kurtulmayı, korkuların üzerine sevgiyle gidildiğinde empatinin gücünü ve geride güzel izler bırakmanın (vefa) önemini anlatan derin bir sevgi ve kabul dersi vermektedir.






Çok güzel bir gün için çok iyi biz bayıldık çok güzel herkese tavsiye bunları yazanlara da teşekkür ederiz ♥️😘😍🥰💋.