
Uykucu Bücür Zürafa Masalı
Ormanda yeni bir gün başlamış. Güneş hafifçe gökyüzüne yükselmiş, ışıklarını yaprakların arasına serpmiş. Kuşlar yavaş yavaş uyanıp dallarda cıvıldaşmaya, kelebekler renkli kanatlarını açmaya başlamış. Çiçekler güneşin ışığıyla minik kafalarını yukarı kaldırmış, çimenler yumuşak bir rüzgarla hafifçe sallanmış.
Ama Bücür Zürafa, ormanın sessiz köşesinde hâlâ uyuyormuş. Boynu kıvrık, gözleri kapalı, kulakları hafifçe sallanıyormuş. Diğer tüm hayvanlar güneşe “merhaba” demiş ama o derin uykusundan bir türlü uyanamamış.
Güneş bu durumu fark edince, ışınlarından birini yavaşça Bücür Zürafa’nın yanına göndermiş. Işık önce minik boynuna değmiş, sonra kafasının tepesine tırmanmış. Bücür Zürafa hafifçe esnemiş ama hâlâ gözlerini açmamış.
Ormandaki arkadaşları da ona yardım etmek istemiş. Maymunlar dallardan zıplayarak, “Hadi uyan!” diye bağırmış; tavşanlar yanına gelip zıplamış, sincaplar ise yaprakları savurarak oyunlar oynamış. Bücür Zürafa rüyasında annesinin şefkatli dokunuşunu hissetmiş ve boynunu hafifçe esnetmiş.
Sonunda annesi, Bücür Zürafa’nın yanına sokulmuş ve onu nazikçe uyandırmış. “Artık uyanma vakti küçük yavrum; bak, güneş bize gülümsüyor,” demiş. Bücür Zürafa gözlerini aralamış ama uykusu o kadar tatlıymış ki sadece bir gözünü açabilmiş. Diğerini kapalı tutup hafifçe esneyerek uykulu sesler çıkarmış.
Güneş bu tatlı hâle gülümseyerek ışınlarını biraz daha ısıtmış. Bücür Zürafa o sıcaklığı hissedince irkilmiş, boynunu şöyle bir germiş ve etrafındaki canlıları fark etmiş. Kuşlar cıvıldıyor, dere kıpır kıpır akıyor, kelebekler havada dans ediyormuş.
Bücür Zürafa sonunda neşeyle gülümsemiş, burnunu annesinin yüzüne sevgiyle dokundurmuş ve “Günaydın!” demiş. Artık tamamen uyanmış ve yeni güne hazırmış.
Annesi yanına eğilerek, “Bak Bücür Zürafa, her yeni gün yeni bir macera demektir. Bugün neler yapacağını sen seçebilirsin,” demiş.
Bücür Zürafa heyecanla etrafına bakmış ve kararını vermiş: “Bugün ormanda arkadaşlarımla oyunlar oynamak, çiçekleri koklamak ve dere boyunca uzun bir yürüyüşe çıkmak istiyorum!”
Böylece Bücür Zürafa, annesiyle birlikte ormanın derinliklerine doğru yola koyulmuş. Maymunlar dallarda ona eşlik etmiş, tavşanlar önünden koşmuş, sincaplar ağaçların arasında hoplamış. Bücür Zürafa merakla etrafı keşfetmiş, ağaç dallarına uzanmış ve göletin kenarında suya yansıyan güneşi izlemiş.
Güneş gökyüzünde parlamaya devam ederken, ormandaki tüm canlılar huzurla günü tamamlamış. Bücür Zürafa o gün hem doğanın güzelliklerini keşfetmiş hem de annesinin sabırlı sevgisini yüreğinde hissetmiş. O günden sonra her sabah, yeni bir maceraya başlamadan önce Güneş’e “merhaba” demeyi hiç unutmamış.






